• hukuk fakültesini bırakmak

    27.
    Bir boş bakış, bir yarım gülüş...
    3 -1 ... moneydise
  • hayatın acımasız olduğu gerçeği

    3.
    Step 1: Yarın diye diye bugünü harcıyor olmamız. Ah hangimiz bir plan yapıp günlerce beklemedik o günü veya herhangi bir şey için erken uyuduk ya da zamanı öldürdük artık gelsin diye ? Evet şu an bugün bile yaptığım aklıma geldi. Yarınlarını sikeyim bu hayatın.

    Step 2: Hayallerimizle yaşanmayacağını öğrendiğimiz an.. Kendi ciğerlerimin kokusunu hissediyorum şu an, daha fazla yazamayacağım.

    Step 3: Karşı olduğumuz düzenin bir parçası olmak. Ait hissetmediğiniz bir yerde yaşamak zorunda olmak ve bunları değiştirecek gücünüzün olmadığının bilincinde olmak.

    Step 4: Dünyaya dair her şeyin boş ve geçici olması. Vaktinde mutlu eden şeylerin mutlu etmemesi ve sadece vakit öldürmek için yapılmaya başlanması. Hiçbir şeyin mutlu etmeyeceği hissi verir.

    Step 5: Güzel kız piç erkek.. bunu buraya yazmam istendi. Hold the door.

    Step 6: iyi niyetin, güzel olan duyguların istismar edilmesi. insanın kalbini kırıyor, içinden bir parça koparıyor ama kimsenin umrunda olmuyor.

    Step 7: Mutlak mutluluk diye bir şey olmamasıdır. insanın doğası gereği her zaman yeni bir sorun çıkacak ve onu aşıp sözde mutlak mutluluğa ulaşmaya çalışacaktır.

    Step 8: Geçmişte yaşanmış şeylerin sadece iyi anılarının hatırlanması ve kötü anıların hep siliniyor oluşu. Ah ah, bazen düşülen eski sevgiliyi özlemek yeterince acımasız değil midir ?

    Step 9: öldükten sonra; en sevdiğiniz, sizi en çok seven insanların, üzülmemek, ağlamamak, kederlenmemek için sizi unutmaya çalışacaklarını bilmek. Bu daha çok benim gece uyumadan aklıma gelen şey. Ama olsun yaz tahtaya.

    Step 10: Her şeyin biz yaşarken olması. Hiçbir şey yapamamak ve sadece seyredebilmek. Çok çaresiz.

    Step 11: Her şeyin yarım kalacak olması. Bir gün hepimiz öleceğiz ve şu an aklımızı kurcalayan birçok yarım şeyi tamamlayamayacağız.

    Step 12: Kız kardeşinin öldüğü günün gecesinde maça çıkıp sırtladığın takımın sezon sonunda seni takaslaması. Yaşa Isaiah Thomas paşa yaşa.

    Step 13: insan oluşumuz ve insan olmanın çok iğrenç oluşu. Belki de bizi bu hale getiren dünyadır, dünya tamamen bir bataklık ve bunun bilincindeyken yaşamak zor.

    Step 14:Bir gün çok samimi olduğun, sabahlara kadar konuştuğun, uğruna kendini harcadığın kişiyle günün birinde yolların ayrılması. Hepimizin aklına eminim birisi gelmiştir. Ne acıklı ama.

    Step 15: Coğrafyanın ciddi manada kader olması. Biz doğduktan sonra dilimize, dinimize, ırkımıza karar veriyorlar, bütün ömrümüz bu değerleri savunmak ile geçiyor.

    Step 16: Murphy yasaları.

    Step 17: Birisine yaralarının gösterilmesi ve tam da o yaralardan tekrar yararlanmak. Eh bu biraz kişisel oldu yav.

    Step 18: Çoğu arkadaşın hiç dayak yememiş olması. Yazdıklarından anlıyorsunuz, o temkinlilik hiç yok..

    Step 19: Ölüm. Etrafınıza bakın. gördüğünüz ilk insana iyice bir bakın. yüzünün detaylarını, vücudunun ölçülerini, yürüyüşünü, gülümseyişini analiz edin. birilerinin canından çok sevdiği o kişi bir gün hayatta olmayacak. belki göz ucu ile öylesine baktığınız her hangi bir kişi, siz farkında bile olmaksızın saatler sonra yaşamını yitirecek. saatlerce ayakta çalışan, bir gülümseme ile kolay gelsin bile diyemediğiniz kasiyer, belki de saatler sonra trafik kazasında ölecek.

    evet, hayatın en acımasız gerçeklerinden biridir ölüm. o çok sevdiğiniz, saatler evvel yan yana yürüdüğünüz, sarılıp yıllar sonrası için planlar yaptığınız kişiyi de, bir sabah telefonunuza gelen çağrı ile kaybedebilirsiniz.

    iyi bir insan olmaya çalışın. insanlara pişman olacağınız davranışlarda bulunmayın. bulunmayın ki bu acımasız gerçekle baş başa kalmayın.

    Step 20: geri dönüp baktığında, hayatında istediklerini korkuların yüzünden yerine getiremediğini görmektir. ölüm bir sonuçtur, kaçamayacağımız bir sonuç. fakat o son gelene kadar yaşadıklarımız bizim seçimimiz. istemedikleri hayatı yaşayan yitik insanlarla dolu bir çöplük gibi dünya. siz onlardan olmayın, geri dönüp baktığınızda iyi ki bırakmışım o işi, iyi ki hatalar yapmışım, iyi ki gülmüşüm, iyi ki ağlamışım diyebileceğiniz anılar biriktirerek doğru yolu bulabiliriz belki de.

    Step 21: Evlilik seksi öldürüyor. Bilmiyorum öyle diyorlar.

    Step 22: yalandır. etrafımız yalanlarla çevrili. an geliyor kendimiz bile yalan söylüyoruz kendimize. Kendimize bile güvenemeyecek oluşumuz bence hayatın en acımasız gerçeğidir.

    Step 23: yalnızlıktır. yalnız doğarsın ve yalnız ölürsün. aradaki zaman dilimini de kendini yalnız olmadığına ikna etmekle geçirirsin. hayatın en acımasız değil, en büyük gerçeği olan ölümün ise kapıları yine yalnızlığa açılır. seni yalnızlığından alıkoyandan mahrum bırakır. dolayısıyla en acımasız gerçekler, en bencil gerçeklerle benzer paralelliktedir. Look around Ted, you re all alone.

    Step 24: Hiçbir zaman sevmeyecek.

    Step 25: Anne veya babanın ölmesi. zamanın durması ve hayattaki renklerin birden kaybolmasıyla her şeyin griye dönmesi. dünyanın durduğunu sanırsınız ama hayat her şeye rağmen devam etmektedir, bunu algılamak bile en az 1 hafta sürer..sonra alışma devresi başlar.gözyaşları kurur ama içinizdeki o acı hiç kaybolmaz, gözlerinizdeki hüzün herkesin dikkatini çeker..zordur çok zordur ama hayatın size attığı bu kazık sizin annesiz ama daha güçlü bir insan haline gelmenize neden olur.

    Step 26: yaşamın ve bunun sonuçlarının bilincinde olmak. burada yazılanların hepsi de bunun türevi.

    Step 27: insanın sadece kendi kalite ve tarzında kişilerle bir ütopya oluşturup yaşayamaması, toplum denilen garabet oluşum yüzünden bir sürü çöpten insan ile iletişim halinde olmak zorunluluğu.

    Step 28: Adaletin hiçbir zaman olmaması.

    Step 29: evlenmeyi marifet sanan insanlarla arkadaş olduğunu fark etmek. Eeh bu da biraz kişisel oldu.

    Step 30: yeterince sakin karşılanmazsa çıldırtıcı olabilecek gerçektir.

    hayat, salt değişimdir. ve bunu teoride anlıyor gözüksek de tam anlamıyla algılayabilenlerimiz çok azdır.

    hala eskiyi konuşuruz mesela, hala geriye dönüp bakarız.

    halbuki az önce bir mimik yaptım, o bile az önceydi, bitti gitti.

    çocukluğumuz merdiven basamaklarıydı, lise dönemimiz, üniversite... ama bu merdiven bildiğimiz merdivenlerden değil, bir basamakla işiniz bittiğinde basamak toz olup boşluğa karışıyor.

    bir okyanusun içindeki kırmızı birer balonuz, içimiz su dolu. okyanusla bizi ayıran şey içimiz değil, dışımız.

    o balon patlasa ne olur, düşünün?

    hayat, o balonu keşfetmek için yaşadığımız değişimlerden ibarettir.

    her değişim patlamaya taşır bizi, her değişim o balonu fark etmeye taşır.

    bir fotoğrafım var, 5 yaşındayım ve turuncu ayakkabılarım var ayaklarımda. bakıyorum, bakıyorum, "bu çocuk geride kaldı..." diyorum. bir daha gelmeyecek. o gülüş, o huy, o duruş, o özgünlükle toz oldu, işi biten tüm basamaklar gibi boşluk denen doluluğa karıştı.

    o küçük çocuk halimden şimdiki yetişkin olmama kadar bastığım tüm basamaklar şimdi yok. bir adım dahi inemem aşağıya, çünkü aşağı diye bir yer yok.

    hayat hep ileri taşır. hep ilerletir. zaman doğrusal olmamasına rağmen dünya kuralları onu doğrusalmış gibi kılmıştır, ilerleyişi kavramamız için bir ipucu olsun diye...

    Sanırım daha birçok gerçek bulabilirim. Hatta sözlüğün en uzun entrysini bile girebilirim. Keşke acımasız işte diye geçiştirseydim.

    hayatın ilk yarısı ikincisinin beklentisiyle bir şeylere ulaşmak için harcanır, ikinci yarısı ise ilk yarıda kaybedilenlerin hüznüyle solar gider.
    4 ... moneydise
  • melek mosso

    132.
    buraya yazmam ne kadar doğru bilmiyorum ama bardağı da melek mosso taşırdı. severdim sesini. bundan sonra da dinlerim belki bazı şarkılarını.

    ama bizim bu sanatçılarımız niye bu kadar cahil? ciddi soruyorum niye bu kadar cahil? bunların hepsi aynı fabrikada mı üretiliyor?

    içi boş bir özgüven. içi boş bir siyasal bakış. sürekli popüler fikirlerin etkisine girme. yahu dünün ahmet kaya taşlayanları bugün evrenselci anti milliyetçi falan oldu.

    abuk subuk filmleri, bir saniyesine katlanamayacağım dizileri çekip çekip birbirlerine övgüler eşliğinde ödüller veriyorlar.

    bu ülkeyi sanatla ileri taşıdıklarını falan düşünüyorlar. öyle sanatçılar var ki adamın hayatı boyunca oynadığı bir tane düzgün film yok ama konuşurken dinlesen sanatla dünyayı değiştiren dahi yönetmen sanırsın.

    hatta bazılarında hafif düzeyde zeka geriliği olduğunu düşünüyorum. entellerin cahil olarak tanımladığı kısmen halka dönük popülist sanatçılar bile bence melek mosso kafasındakileriden daha bilgili. en azından hayat bilgileri yüksek.

    türkiye'de ortalama bir sanatçıyı alın, aynı masada sohbet ederken gerilirsiniz veya sıkılırsınız. çünkü cahilce yorumlar yapmakla kalmaz sizi de küçümser. hele bir de tiyatrocuysa ortamı domine eder. konuşmanıza bile izin vermez.

    bir bakmışsınız aşırı özgürlükçü olmuş, bir bakmışsınız aşırı ahlakçı olmuş. ne diyeceğinizi, kibarlık olsun diye nasıl huyuna gideceğinizi şaşırırsınız. sonunda da sanatınızı çok seviyorum, falan gibi şeyler saçmalayıp kaçarsınız.

    feminizm süper ama genel evler kapanmasıncılık, çevrecilik ama elektrik hiç bitmesincilik sanayi üretimi çok önemlicilik, lgbt, anti-osmanlıcılık, kürtçülük, anti-arapçılık, ulusalcılık ama iskandinavsa bizim ulustan iyidircilik, atatürkçülük ama anti-devletçilik hatta anti-milliyetçilik, özgürlük ama üsttekileri savunanlara özgürlükçülük, laiklik ama hadi hristiyansa neyse de islam yok olsunculuk, alevicilik ama ateist alevicilik (beyniniz yandı mı), sosyalizmcilik ama fakirler ölsüncülük, hayvanseverlik ama sadece sokak hayvanı severlik...

    bu böyle gider. hepsini toplayın, karşınıza türkiye sanat camiası çıkar.
    18 -3 ... moneydise
  • rafael nadal

    466.
    33 yaşında 12. roland garros şampiyonluğunu kazanmış, inanılmaz bir efsane. bir tenisçiden epey fazlası aslında, bu kadar büyük bir turnuvada bu kadar uzun süre ve bu kadar büyük bir dominasyon spor tarihinde çok nadir.

    ne rafa' yı ne de bu büyük üçlünün diğerlerini birbirleriyle kıyaslamanın pek anlamı olduğunu düşünmüyorum. her biri tenisin tarihini kendi hikayeleriyle, en baştan yeniden yazdılar ve en baştan yazdıkları o tenis tarihinin en tepesine de oturdular. birisini diğerinden daha büyük görmüyorum şahsen şu saatten sonra.

    hepsinin aynı dönemde; bizim canlı izleyebildiğimiz bu zamanlarda oynuyor oluşları bizim gibi tenis severler için gerçekten çok ama çok büyük bir şans. bir daha egale edilemeyecek rekorlara sahipler, gözlerimizle görmesek olmaz öyle şey diyeceğimiz olaylar, maçlar, sonuçlar.

    rafa' nın başlığındayız, dağılmayalım, 12 tane roland garros şampiyonluğu nedir allah aşkına? nasıl bir dominasyon bu? bu kadarı nasıl gerçek olabilir ki? tüm maçlarda toplam 95' te 93 galibiyet ve bu rakam bir grand slam turnuvasında yapılmış. inanılmaz. aslında toprak kort biraz yanıltıyor insanları, yumuşak bir zemin ve tenisçileri sakatlık bakımından biraz koruyucu olduğundan kolay görünüyor ancak aynı zamanda en uzun rallilerin döndüğü, kısa sürede sonuca gitmenin çok zor olduğu; bu bakımdan fiziken en zorlayıcı kort türü ve aynı zamanda da en değişken zemin. havanın sıcaklığına, rutubete kadar herşeyden etlileniyor ve sürekli aynı turnuva içinde bile değişiyor. hatta aynı maç içinde oynandıkça da değişiyor birçok açıdan. şaşırtıcı, hata yaptırıcı hale geliyor çünkü oynandıkça pürüzleniyor, hızı değişiyor, topun yüksekliği değişiyor, topun saçma sapan sektiği oluyor... ve bu kadar uzun yıllar bunu bu turnuvada yine de bu adam başarabiliyor. düşününce bile korkutucu. 12.

    öte yandan nadal bu dominasyonu kurarken ve de özellikle devam ettirirken sürekli de üstüne koydu bu oyununun. oyun tarzını, servislerini, stratejik hamlelerini; geçişlerini, servis karşılamasını, baseline oyununu herşeyi modifiye etti, bazılarını komple baştan yaptı. hatta daha önce hiç kovalamadığı servis vole gibi hiç kendi tarzı olmayan bir çok stili de ekledi repertuarına. saygı duymak lazım.

    tekrar etmek gerekirse, tarihin gelmiş geçmiş en büyük üç oyuncusundan birisidir ve aşağı yukarı 15 senedir aktif olarak izliyor olmaktan şahane bir keyif almakta olduğum adamdır. toprağın da açık ara, ama cidden açık ara kralıdır.

    Seneye Roland Garros finalinde Thiem'e kaybetmen dileğiyle.
    2 ... moneydise
  • roland garros 2019

    2.
    bugünkü alınan sonuçlarla birlikte erkekler yarı finalinde roger federer'le rafael nadal eşleşti.

    ikilinin 39. karşılaşmaları olacak ve bundan önceki 38 karşılaşmada 15-23 nadal üstünlüğü var. toprak kortta 16. maçlarına çıkacaklar ve 2-13 nadal önde. federer'in kazandığı maçlar 2007 yılındaki hambur masters ve 2009 madrid açık. roland garros'taki 6. karşılaşmaları olacak ve toprak kortun kralı nadal bundan önceki bütün maçları kazandı.

    bu maçın şöyle bir mazisi var. 2004 yılında federer slamlere ambargo koymaya başladığı sene sadece rg'ı kazanamadı o sene rg'da 3.turda elenmişti. 2005 yılından itibaren 2010'a kadar(2005 avustralya açık yarı finali hariç) hiç finalden aşağısını görmedi. 2005 roland garros yarı finalinde ise o zaman rafael nadal 4 numaralı seri başı olarak katıldığı için tablonun üst tarafında yarı finalde karşılaştılar. sonraki bütün roland garros maçları hep 1 ve 2 numara oldukları için finalde oldu. 2006,2007,2008 yılında finalde nadal kazandı. 2009 yılında nadal'ın sürpriz şekilde 4.turda elenmesiyle federer'in önündeki engel kalktı ve federer ilk ve tek rg kupasını 2009'da kaldırdı. o zamanlar novak djokovic bu kadar iyi değil tabi. ve son olarak 2011 finalinde karşılaştılar onuda nadal aldı. totalde bu 6. karşılaşmaları ve muhtemelen paris'te bu derbiyi son kez izliyor olabiliriz çünkü federer sene sonunda emekli olma ihtimali var. ne tesadüf ki karşılaştıkları yarı final turuda federer'in ilk kariyer slamini tamamlama şansı varken kaybettiği slam ve turu.

    bence open era'da tenisin en büyük derbisi ve bunu paris'te son kere görüyor olabiliriz. şimdide bizi çok güzel maç beklediği kesin. nadal için ise şunu söylemek gerek. eğer bu turnuvayı da kazanırsa tek başına grand slamler tarihi boyunca bir kişinin bir turnuvayı en fazla kazanma sayısını elde edecek. şu anda nadal'ın roland garros'ta 11 turnuva şampiyonluğu var, margaret court'un ise avustralya açık'ta 11 şampiyonluğu var. tarih zaten nadal'ın yerini yazdı ama bu senede kazanırsa artık söylenecek bir şey kalmıyor bu turnuvada nadal için.
    2 -1 ... moneydise
  • istanbul

    5365.
    yillar sonra vedalaştığım şehir.

    seninle çok iyi geçinemedik istanbul, çok mutlu olamadık birlikte. sen çok dağınık ve dengesizdin ben de kendimi senin kaotik rüzgarina çok kolay Kaptırdım.
    yaş aldıkça insanda düzen ihtiyacı da nasıl artıyor. ben senden uzakta düzenli bir hayat için gidiyorum, arada kapini çalarsam beni geri çevirme. Ne de olsa ne sırlar var aramızda, bir de yılların alışkanlığı.
    3 -1 ... moneydise
  • geceye bir fotoğraf bırak

    516.
    geceye bir fotoğraf bırak
    3 ... moneydise
  • chernobyl

    32.
    gelecek için türkiye'ye önemli mesajlar veren dizi.

    türkiye'ye 1500 km uzaklıkta olan çernobil nükleer santralinin bir benzerinin günümüzde ığdır'a sadece 15 km uzaklıkta bulunduğu unutulmamalı.

    (bkz: metsamor nükleer enerji santrali)

    üstelik santral 2006'da ömrünü tamamlamışken ermenistan 2026'ya kadar kullanmaya devam edecek. bu zamana kadar yüzü aşkın kaza yaşanmış olan santral deprem bölgesinde. eğer sızıntı olursa ermenistan'dan çok türkiye etkilenecek. ve yanıbaşımızda patlamaya hazır bir bomba varken türkiye cumhuriyeti'nin konuyla ilgili hiçbir resmi girişimi bulunmuyor.

    No zombies, no mutants, just reality.
    10 ... moneydise
  • sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

    19863.
    korkak bir aptalım.
    3 -1 ... moneydise
  • sözlük yazarlarının itirafları

    169828.
    son zamanlarda gerçekleştirdiğim her eylemi zorunluluk dolayısıyla yerine getiriyorum. eğleneceğim aktiviteleri bile mecburiyetten yapıyorum. ilginç bir şekilde aşırı mutsuzluğum yok ya da bu durum üzerine düşünmediğim için mutsuzluğumun farkında değilim.
    2 ... moneydise
  • arcade

    4.
    All i know, all i know, loving you is a losing game.

    Eurovision 2019 1.si olan Duncan laurance şarkısı.
    3 ... moneydise
  • sözlük yazarlarının itirafları

    169703.
    Pişmanlıklarımla yaşayacağım.
    5 ... moneydise
  • ad astra per aspera

    4.
    zorlukların içinden yıldızlara doğru'' anlamına gelen latince söylem. 'per aspera ad astra' da aynı anlamı taşır.

    27 ocak 1967’de apollo 1'in uçuş öncesindeki testlerinde meydana gelen faciada yaşamını yitiren 3 astronotun ardından 34 numaralı fırlatma üssüne konulan plakada bu hüzünlü ifadeler yer alır.

    “başkaları yıldızlara ulaşabilsin diye nihai fedakârlığı yapanların anısına
    ad astra per aspera
    (zorlu yoldan yıldızlara doğru)
    tanrı apollo 1 mürettebatının yardımcısı olsun”

    ayrıca haggard'ın galileo'nin hikayesini içeren eppur si muove albümünden ''per aspera ad astra'' adlı dinlenilesi bir parçası da vardır.

    “now, as night steps aside, and a new dawn will break
    silently a new age of science awakes...”
    5 -1 ... moneydise
  • game of thrones

    5254.
    söylentiler nedeniyle son sezonda gerçekleşecek olaylara dair fazla fazla fikir edinmiş olsak da hala bir şeylerin yansıtıldığından daha iyi olacağına dair olan inancımı taze tutmaya çalışıyorum. özellikle jon snow ve onun targaryen oluşunun etrafındaki kişiler tarafından öğrenilme şeklinin böyle bir seri için yetersiz olduğunu kanaatindeyim.

    lord olması gerekirken, gece nöbetine katılan,
    yabaniler tarafından öldürülebilecekken, sevdiği kadın tarafından hayatı bağışlanan,
    sevdiği kadının ölümü, bebenin elinden olan,
    yabaniler nedeniyle öldürüleceğini düşünürken, gece nöbetinin lord kumandanı seçilen,
    hardhome'da ölecekken kılıcı sayesinde hayatta kalan, night king'den kaçan,
    yabaniler nedeniyle, kumandanı olduğu kişiler tarafından öldürülen,
    kafasında neler olduğu en şüpheli karakter, çocuk bile yaktıran bir cadı tarafından diriltilen,
    battle of the bastards'da ölmesi gerekirken, sansa sayesinde kurtulan,
    bunca şeyden sonra kuzeydeki kral olan,
    ardından duvarın diğer tarafında ölmesi gerekirken, daenerys tarafından kurtarılan,
    ve hayatı boyunca kendini piç zanneden bu adam, finalde bir targaryen ve tahtın asıl varisi çıkıyor.

    ama senaristler böylesine katmanlı yazılmış bir karaktere sadece dany'nin teklifiyle ejderha sürdürüyor öyle mi?

    bundan yıllar yıllar evvel grrm'e "targaryen'ler ateşten etkilenmiyor mu?" diye sorulduğunda, adam "sadece dirençliler." diye cevaplamış. dany'nin yanmadan ejderha yumurtalarına hayat verdiği kısım için "benzersiz bir andı." diye bahsetmiş.

    şimdi siz senarist ya da yönetmen olsanız, 8 yıldır herkesin ilgiyle takip ettiği ve son sezonu için 2 yıldır beklediği dizinin en önemli anlarından birisinde, serinin yıllardır en çok şekillendirdiği karakterin gerçek kimliğini ortaya çıkartırken onu romantik bir kaç konuşmayla ejderhaya mı bindirirdiniz yoksa bir şekilde savaş alanında ejderha ateşi altında kalıp yanmadan herkese bir targaryen olduğunu göstermesinin, yani ilk sezonun ardından son sezonda da bir targaryen için tekrar "benzersiz bir an." yaratmanın yollarını mı arardınız?

    umuyorum ki grrm son kitapta bütün bu rezillikleri telafi edecektir.

    final sonrası Edit: Yapacağınız işi sikeyim...
    4 -1 ... moneydise
  • 91 oscar ödül töreni

    4.
    en iyi film kategorisinden 5'ini, yabancı dilde en iyi film adayların hepsini izlemiş biri olarak ben de geceyi takip etmeye hazırım ve elbet benim de tahminlerim olacak.

    öncelikle benim için ağır favori olan dalları söyleyeyim.

    en iyi erkek oyuncu

    rami malek. herkesin hemfikir olduğu dal. hatta queen grubu da törene davet edilmiş. bence rami malek de törene filmdeki makyajı ile freddie mercury olarak gelecek ve herkes için güzel bir an olacak.

    en iyi yardımcı erkek oyuncu

    mahershala ali . green book filminde izlenileceği üzere 2 ana karakter var ve adaylık süreci açıklana dek hangisi supporting actor olacağı konusu çok açık değildi çünkü iki ana karakter de mükemmel iş çıkarmıştı. izlediğimde zaten aklımdan ilk geçen, aday kim olursa olsun en iyi yardımcı erkek oscarını kesin alacağı yönündeydi ve izlediğim diğer filmlerden sonra da bu fikrim değişmedi.

    en iyi yönetmen

    alfonso cuaron. en iyi film ödülünü alamayacağını düşündüğüm roma filminin yönetmen konusunda ise açık ara önde olduğunu düşünüyorum. en iyi yönetmen ödülünü alamazsa büyük sürpriz olur.

    şimdi ise daha ortada olan kategorilere geçelim.

    best picture- en iyi film

    keşke roma filmi bu kadar öne çıkmasaydı diyorum ve gerçekten anlam veremiyorum da. tamam yönetmenliği çok iyi, film içinde çok iyi sahneler var. özellikle deniz sahnesi ve bebeğin doğum sahnesi ama bunlar yeterli mi? öncelikle filmin bir konusu yok. biri bana film ne anlatıyor diye sorsa cevaplayamam. ki zaten çoğu kişi de yönetmenin çocukken hafızasında kalmış karelerden oluşan bir film olarak anlatıyor. bana hiçbir şey katmadı, filmden bir çıkarımda bulunmadım ve çekildiği ülke ilgili de herhangi bir fikir vermedi. hele hele bu filmi tavsiye eder misin birine deseler tavsiye edebileceğimi de düşünmüyorum. ek olarak filmin netflix yapımı ve amerika menşeli olmayan bir film olması oscar ihtimalini zayıflatıyor.

    yarışın iki film arasında arasında geçeceğini düşünüyorum. bohemian rhapsody ve green book bu ödül için en önemli iki adayım. akademinin siyahi ayrımcılığını konu alan filmlere hassasiyetini de düşündüğümüzde ihtimali güçlendiriyor. ikisi de seçilmezse roma ile the favourite filminden biri alacağını düşünüyorum.

    yabancı dilde en iyi film

    5 filmi de izledim ve en çok merak ettiğim kategori. yine roma filmi burada maalesef öne çıkarılıyor ve bence burada kazanacak fakat geri kalan 4 film de benim için özel. onları da şu şekilde sıralayacağım.
    1. capernaum
    2. werk ohne autor
    3. manbiki kazoku
    4. cold war
    8 -4 ... moneydise
  • şule çet davası

    3.
    bu dava yalnızca hukuki boyutuyla değil, sosyolojik boyutu ile de değerlendirilmelidir.

    türk milleti itaatkardır, boyun eğer... kendinden güçlü olana karşı boyun eğer. el öper, itaat eder. güç karşısında, güçlü olana itaat eder. zira kendisi de tarih boyunca güç ile boyun eğdirmiştir. güçlüyse haklıdır, güçlüyse başkaları da ona boyun eğmelidir.
    güç ; iktidar, kuvvet... bu servetin, makam ve mevkinin, şöhretin getirdiği bir güç olabilir.

    bu yüzdendir ki ; güçlü olan kişiye karşı mücadele etmek, hakkını aramak yerine, zayıf olana karşı savlar geliştirir.
    - "o da o saatte orada olmasaymış"
    - o da mini etek giymeseymiş.
    - o da içki içmeseymiş.

    suçlu çok net bellidir ama burada suçlu, güçlü olduğu için ; genlerindeki güçlüye olan itaat duygusu ile vicdanı arasında bir çatışma başlar.

    genlerindeki o güçlü olana meyil etme hissi bir yandan bastırır; öte yandan da vicdanı, adalet duygusu bastırır.
    işte bu çatışmadan kurtulmak isteyen insan ; vicdanının sesini bastırmak için -ama'lı cümleler kurar.
    -"ama o da oraya gitmeseymiş."

    hep amalarla yetişmiş, ama'lı cümleleri içselleştirmiş kişiler de ; sağda solda "şöyle yapın, böyle yapın, yemek yemeyin, buluşmayın" gibi tavsiyeler verirler.

    tedbir ve dikkat her zaman lazım, amenna. ama bunu derken ki niyetleri başkadır.

    nasreddin hoca'nın fıkrasında da bahseder:

    nasreddin hoca'nın evine hırsız girer ; komşular toplanırlar. hoca'yı suçlarlar, "hocam sen de kapıyı sağlam kitleseydin, hocam şöyle yapsaydın..."
    nerdeyse evine hırsız girmesinin suçu hoca'ya bağlanır.
    hoca dayanamaz ve der ki ; "ya hu hırsızın hiç mi suçu yok."

    işte türk zihniyeti ; bir olay karşısında ilk olarak soruna ve soruna neden olan suçluya/kişiye odaklanmak yerine, mağdura odaklanır. mağdurun kusurunu araştırır. mağdurun hatalarını araştırır...
    mağdurun neyi eksik yaptığını, neyi yapsa daha iyi olacağını tartışmayın. o sonraki iştir. şimdi asıl mesele bu katillerin cezasını çekmesidir.

    işte türk zihniyeti tâ binlerce yıldır genlerimize işlemiş ve bunu söküp atmak ve yeni bir bilinç uyandırmakta kolektif bir çaba ile mümkündür. ama'sız çabalar...
    16 -3 ... moneydise
  • şule çet davası

    1.
    Başlığının açılmamasına şaşırdığım davadır, ulan dolar 2 kuruş çıksa daha çok entry yazılırdı.

    uyandırayım adalet olmazsa o dolar 2 kuruş değil 10 lira zıplar.

    keşkesi, aması, lakini, fakatı yok.

    ingiltere hikayesini bilmeyen yoktur ama yine de yazalım

    ingiliz yargıç, gece yarısı parktan geçen kızı korkutan adama, 7 yıl, 7 gün hapis cezası verince şaşıran gazeteciler sormuş: "adam kıza elini bile süremedi. kaçan kızın çığlıklarına yetişenler de adamı yakaladı. bu ceza çok değil mi?" yargıcın yanıtı hukuk tarihine geçecek düzeydeydi: "kızı korkutmanın karşılığı 7 gündür. 7 yıl, ingiliz kızlarının gece yarısı parkta dolaşma özgürlüklerine saldırmanın cezasıdır."

    Söz konusu dava bugün 10.00 Ankara adalet sarayında görülmeye başlanmıştır, umarım adalet yerini bulacaktır.
    16 -6 ... moneydise
  • sözlük yazarlarının itirafları

    168616.
    çokça şeyden vazgeçtim, fedakarlık ettim. dönüp baktığımda hepsi birer kayıp gibi geliyor artık, yerleri hiç dolmayacak gibi.
    5 -1 ... moneydise
  • sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

    18715.
    Bitse de gitsek.
    6 ... moneydise
  • babayla gidilen ilk maç

    2.
    Babamın mesleği gereği Çanakkalede doğdum. Çanakkaleyi çok severdim Bu sebeple o yıllarda hep çanakkaleliyim ben diye övünürdüm

    Aslen memleketim manisa. Gittiğimiz maç ise bir çanakkale-manisa 2. Lig maçıydı, selçuk inanların hasan kabzelerin çanakkalede oynadığı bu dönemde kazanan süper lige çıkacaktı.

    Çanakkale tribününe oturmuştuk, çanakkale dardanelin o zamanların meşhur formasını giymiştim ve avazım çıktığı kadar bağırıyordum. E babam doğal olarak içten içe manisayı destekliyordu ama pozisyonlara elinden geldiğince sessiz kalmayı çalışıyordu, manisa gol kaçırıyor, babam, ah be az daha yiyorduk gibi komik tepkiler veriyordu.

    Çanakkale maçın başında attığı golle öne geçse de 2-1 kaybetmişti maçı.
    Benim için bu maçı en unutulmaz kılan ise 2. Gol de son dakikalarda gelmişti ve tribündeki herkes ahlar vahlar içerisindeydi e babam da öyleydi. Sinirle babama dönüp: e baba sen manisayı desteklemiyor muydun ? Dememdi.
    O gün babamın yanında 5 yaşında bir çocuk olmasaydı olacakları düşünmek bile istemiyorum..
    5 ... moneydise
  • yeni şeyler getiriyorum